DOLAR

8,4518$%-0.1

EURO

10,2630%-0.16

STERLİN

11,9184£%-0.12

GRAM ALTIN

503,03%0,39

ÇEYREK ALTIN

7.515,81%0,61

TAM ALTIN

7.515,81%0,00

BİTCOİN

365712฿%-10.36378

a
Levent Ulucan

Levent Ulucan

04 Nisan 2021 Pazar

Bir Pilot, Bir F-16, Bir Assubay

Bir Pilot, Bir F-16, Bir Assubay
6

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarih: 14 Ekim 1987

Saat 11:05

Yer: Ankara , o zamanki adıyla Mürted 4’üncü Ana Jet Üssü’nün pistinde bir F16 frenlerini bırakmış, kulakları adeta sağır eden bir gümbürtüyle hızlanıyordu.

Nefesler tutulmuştu.

Çünkü 86-0068 kuyruk numaralı o F16, tarihimizde yeni bir sayfa açıyordu.

Türkiye’de üretilen ilk savaş uçağıydı.

İlk kez test ediliyordu.

Haliyle, düşme ihtimali yüksekti.

Pilot, 36 yaşında bir binbaşıydı.

Şener Koltuk

‘Kelle Koltuk’ diyorlardı ona.

Haklıydılar… Çünkü bu işi yapabilmek için hakikaten kelleyi koltuğa almak gerekiyordu.

Havalanacak, bütün manevraları deneyecek, kelimenin tam manasıyla ‘canını çıkaracaktı’ hiç uçmamış uçağın… Kalktı, daldı, çıktı, yattı, döndü ve sağ salim indi.

‘Tamam’ dedi, ‘Bu uçar…’

Gözü karaydı, mangal yürekli…

Tam çılgın Türk!

Kıbrıs’ta savaştı.

F100’le… Bu F100 dedikleri, hesapta avcı bombardıman uçağı ama, aslında soba borusu gibi bir şey… ABD’nin bize envanter dışından kakaladığı uçaklardan… 1953 model !

Onunla dağıttı mütecavizi.

F104 macerası var bir de…

Bandırma’ya inecek, basıyor düğmeye, sol iniş takımı açılmıyor…

Komutan, Cumhur Asparuk Paşa…

‘Atla’ diyor, ‘Uçağın canı cehenneme, pilotumdan kıymetli değil…‘ Atlasa, rutin kontrol için hastaneye gidecek, 28 gün uçuştan men edilecek, kural bu…

Uçak arızalı ama, pilot daha arızalı! ‘Çorbayı akşam evde içeceğim komutanım‘ diyor, atlamıyor!

Gövde üstü indiriyor uçağı! Hem de öyle indiriyor ki, tereyağından kıl çeker gibi, tekerlekle inse bu kadar olur… Aynı uçağı, 27 gün sonra ‘kendisi’ test ediyor ve yeniden Hava Kuvvetleri’ne dahil ediyor!

521 uçağın test uçuşunu yaptı. 521 kez ‘maksimum’ riske attı Hayatını… Bu bir dünya rekoru… Çünkü, binlerce parça ve milyonlarca hesaptan oluşan ‘sıfır kilometre’ 521 uçağı, düşürmeden indiren başka bir pilot yok dünyada!

Gökyüzüne çıktığında  hep güvendeydi  , biliyor ve inanıyordu ki onu uçuran Assubaylar uçağına attığı her adımdan , kokpit de levyeyi her çekişinden piste inene kadar her daim yanındaydılar.

Emekli oldu sonra…

ABD’den iş teklifi aldı.

Acayip paralar teklif edildi. Gitmedi.

‘Ben bu işi para için yapmadım, bu vatanın ne toprağını terk edebilirim, ne gökyüzünü’ dedi.

Restoran açtı.

‘Ticaret yapmak F16 uçurmaktan zor’ diyordu arkadaşlarına: ‘Buzda kayıyorsun, suya yazı yazıyorlar, dürüstlük yok !

Böyle ortamda uçmak mı kolay, ticaret yapmak mı?’

Ve tarih, 13 Haziran 2008…

Yer, Ankara Kocatepe Camii…

Musalla taşında ay-yıldızlı tabut.

Şener Koltuk…

Henüz 57 yaşında kalp krizinden vefat etti. Ruhu Şad Olsun!

*

Bugün bu ülkenin Hava Kuvvetleri bir yerlere geldiyse ,

Gecenin kör karanlığında hedeflerine uçuyorlarsa ,

Onları her şartlarda uçuran,

O buz gibi hangarında Ayaz Yemiş Yüzü , soğuktan kıran girmiş şişmiş elleri İle İsimsiz Kahramanlar Uçak Bakım Assubay’ları

Ve

Subay Olmaktan Önce İnsan Olduğunu Hiç Unutmayan

Şener Koltuk gibi Efsanelerin Parmak İzleri vardır.

Devamını Oku

Başa Bela mısın Assubay!

Başa Bela mısın Assubay!
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Sırmalı Ay-Yıldızım benim! Ne kaldı ki geçmişten kalan kahramanlığa tarih boyunca tarif yazdıran?

Biraz kırgın, bedenine çöken ağır bir hüzün, bir dağ başı karakolunda hain bir saldırıda, belki de son nefesinde şuan,

Ya da buz gibi bir hangarın karanlığında ayaza tutmuş parmakları, uçağını hazırlarken alaca karanlıkta…

Akdeniz’in dingin sularında kaç gün oldu? Ailesinden uzakta, çocuklarının gözleri geçiyor mavi suların içinden,

iki damla yaş aksa, deniz kabaracak yerinden!

Hani çok sevmiş ama hiç şımartılmamış bir sevgili gibi hep sessiz, hep mağrur.

Kaç yıl oldu bu üniformayı giyeli? Hiç aile içinde sevgiyle sarılmadı bedeni,

Sisliydi hep kirpikleri, gözleri bulut bulut…

Dokunsan yağacak adaletsiz yıllar!

Top yekun durmadan hepsinin üstüne

Ama takılıyor hıçkırıklar boğazının bir yerine duralıyor ,

Nafile patlıyor bir yerden, sel oluyor, yaşlar akıyor gözlerinden tıpkı İzmir’in yağmurları gibi,

Yorulmuşsun, çalışmaktan değil elbette Haklarını gasp ettiklerinden, belki de seni görmediklerinden

Belki de konuşamadığın için, ya da çığlıkların duyulmadığından…

Yılların çalınmış ailenle yarınlara yürürken,

Sen Bir Belalı Baş mısın bunlara… Assubay?

Ne suçlar işledin ?

Ne yaptın be arkadaş!

Ne yaptın vatan için ölmekten başka!

Başka neler ettin;

Yalnızca bu toprakları sevmekten, bayrağına aşık olmaktan başka,

Boş verin varlığımızı fark etmeyin…

Bizde bıraktığınız bir iz de yok zaten,

Eski bir şarkı kadar bile yakın değiliz size

O ailenizde siz mutlu kalın,

Apoletlerinizdeki yıldızlarınızla mutlu yaşayın ,

Yükümüz çok ağır,

Unutulmuşluğumuz da doğru,

Ama Hiç anlamasanız da

Rütbemiz, sırmadaki AY YILDIZIMIZ…Bir o kadar da asil Assubaylığımız

Bir o kadar değerli bu vatana.

Levent Ulucan

Devamını Oku