h Dolar %
h Euro %
h Altın (Gr) 464,18 %0,84%
h Çeyrek Altın 747,00 %1,87%
h Bitcoin 463058 %4.59283
İstanbul 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İmece summit’te ‘salgın sonrası değişim’ konusu ele alındı

İmece summit, Zorlu Holding’in ev sahipliğinde ve imece’nin yürütücülüğünde başladı. “Geleceğe Etki” temasıyla çevrim içi olarak başlayan ve yarın da devam edecek “imece summit” zirvesinde, “Değişim öncüsü birey ve kurumların dönüşümü yönetmesi ve hızlandırmasını nasıl sağlayabiliriz?” ve “Bu amaçla sektörler, kurumlar, bireyler arası bilgi aktarımı ve iş birliğini nasıl kolaylaştırabiliriz?” temel soruları çerçevesinde birçok soruya etki odaklı yanıtlar aranıyor.

Zirve kapsamında bugün düzenlenen “Değişim için Hızlandılar” konulu panelde konuşan Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, değişmeyen hiçbir şeyin sürdürülebilir olmadığını ve holding olarak 2016’da “Akıllı Hayat 2030” başlığıyla bazı hedefler belirlediklerini aktardı. Özellikle salgınla birlikte değişimin ne kadar önemli olduğunun ortaya çıktığını vurgulayan Yüngül, “Şimdi bu işleri, bu değişimi daha hızlandırıcı hale getirmemiz lazım. Gıdanın, temiz havanın, aklınıza ne geliyorsa ne kadar önemli olduğu bu pandemi döneminde ortaya çıktı. Biz zaten bunların üzerinde duruyorduk ama şimdi daha hızlı ve kalıcı bir şekilde bunları kendimize hedeflememiz lazım.” diye konuştu.

Değişimde eğitimin önemine işaret eden Yüngül, “Ben eğitimi de 2’ye ayırıyorum. Birincisi okul zamanındaki eğitim. Bu yeterli mi? Çok önemli ama diplomayı aldıktan sonraki eğitim, sürdürülebilirliğin hızlanmasına çok büyük katkı yapmıyor. Sadece diplomayla sınırlanmış eğitimler sürdürülebilirlikte engeller teşkil ediyor.” dedi.

“Patent sayısını artırırsanız sürdürülebilir büyümeyi yakalarsınız”

“İşin özü, sözü bilim ve eğitim” diyen Yüngül, şöyle devam etti: “Bilim ve eğitimi merkeze koymadan ve zihniyeti bu odağın üzerinde değiştirmeden hiçbir yere gidemezsiniz. Yalnızca bunu düşünmek değil, yaptıklarınızla da düşüncelerinizi paralel hale getirmeniz lazım. Ondan sonra kurumları mutlaka bu bilinçle bilinçlendirmeniz lazım. Ondan sonra da empati ve adaletle kuralları koyup uygulamak lazım. Bunu da koyarken hiyerarşik ortamı azaltacak her türlü ortamı düzenlemek lazım. Hepimiz söylüyoruz, ‘gençler çok önemli’ diyoruz. Ama bu lafta olmamalı. Ülke yönetiminde de, şirket yönetiminde de gençleri kapsamadığınız zaman iş sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Büyümek istiyorsak her konuda mevcut işlerimizi ve bakış açılarımızı yeniden ele almak ve daha farklı yapmak zorundayız. Türkiye’nin her konuda yapacağı çok şey var. Önemli olan şu bilinçte olmamız lazım; gerçekten büyümek istiyorsak her konuda mevcut işlerimizi daha farklı yapmamız lazım. Bunun odağına eğitim ve bilimi koyacağız.”

Gelişim ve çağın gereksinimlerini yakalamak adına Ar-Ge’ye yatırımın önemli olduğunu ancak bu noktada yöntemin sorgulanması gerektiğini vurgulayan Yüngül, “Özellikle start-up dediğimiz girişimcilerin patent almalarını artıramazsanız sürdürülebilir büyüme ve refahı yakalamada geri kalırsınız. Patent üretme yaşınızı gençleştirirseniz, gençlerin ürettiği patent sayısını artırırsanız sürdürülebilir büyümeyi yakalarsınız. Bunu araştırmalar da ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

“Değişimin hızıyla ilgili algım çok değişti”

Boyner Grup Yönetim Kurumlu Üyesi Ümit Boyner ise, salgın öncesinde var olan düzeni iyileştirmeye, düzeltmeye ve sürdürülebilir geleceği inşa etmeye odaklandıklarını ancak salgınla birlikte durumun bireysel, toplumsal, sektörel ve global olarak hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü söyledi.

Her şeyin çok hızlı değiştiğini ifade eden Boyner, “Peki pandemiden sonra neden değişmeli, nasıl değişmeli? Daha iyi bir yaşam için, insanın ve insanlığın devam etmesi için, iyilik için, geçmiş kuşakların ve bizlerin hatalarının tekrar etmemesi için, hayat öyle gerektirdiği için değişmeli. Değişmemenin maliyeti iyi yönde değişmekten çok daha fazla olduğu için değişmeli. Başka şansımız olmadığı için değişmeli.” şeklinde konuştu.

Değişimin hızıyla ilgili algısının çok değiştiğini belirten Boyner, “Ekoloji ve çevreyle ilgili konular 5 yıl öncesine kadar gelecek nesillerle yaşanabilir bir dünya bırakmak paranteziyle ele alınıyordu. TÜSİAD’da da yaptığımız çalışmalarda hep ‘2030’a, 2050’ye nasıl hazırlanacağız, çevreyi, yeni nesli nasıl hazırlayacağızı’ çalışıyorduk. Pandeminin hemen öncesinde artık iklim krizi olarak tabir ettiğimiz şeyin 5-10 yıl içinde benim de hayatımı kökten etkileyeceğinin farkındaydım. Şu anda ise ‘ekolojik yıkım ve iklim krizinin bugünkü etkilerinden nasıl korunabiliriz, bugün için ne yapmalıyızı’ konuşmaya başladık.” ifadelerini kullandı.

Salgının, aynı zamanda bir insan sağlıklı ve güvende değilse 7 milyar insanın da çeşitli ölçülerde risk altında olduğunu gösterdiğini vurgulayan Boyner, “Hem ülkemizde hem de dünyada kapsayıcı bir gelişmeyi, ilerlemeyi hedeflemek zorundayız. Aslında 2015’te tüm devletlerin kabul ettiği 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’ne uygun olacak şekilde tüm sektörlerin kendini yenileyebilmesi gerekiyor.” dedi.

“Türkiye’nin üretme biçimini değiştirmemiz gerekiyor”

Ümit Boyner, Değişim konusunda öncelikli alanlara değinen Ümit Boyner; tarım, yazılım, katma değerli ve sorumlu turizm, Doğu ile Batı’yı bir araya getiren değerler üzerine inşa edilmiş ticareti öncelikli alanlar olarak sıraladı. Türkiye’nin üretme biçiminin değiştirilmesi gerektiğini belirten Boyner, “İçinde küresel olarak rekabet edebilecek fikir, marka, katma değer ve yenilik oranı üretmezsek aslında sürekli cari açık vererek büyüyen borçlu bir ülke olmaktan da kurtulamayız diye düşünüyorum. Yeşil üretime en büyük yatırımı yapmayı planlayan AB’nin bir üye adayıyız. En azından sınır komşusu olduğumuzu hatırlamak bile potansiyelimizi gerçeğe dönüştürmek için bize cesaret vermeli, rekabet anlayışımızı da bu şekilde değiştirmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Diploma sizi 25 yıllık kariyer boyunca taşıyamaz”

UNDP Türkiye Ülke Ofisi Mukim Temsilci Yardımcısı Sukhrob Khojimatov de, insanların telaş içinde olduğu bir atmosferde bunca belirsizlikle başa çıkarak savaşmaya ve yolunu bulmaya çalıştığını ifade etti. Khojimatov, “Eğitimden bahsediyoruz ancak üniversite diplomamızı aldıktan sonra eğitim hayatı devam etmeyince bu büyük bir sorun oluyor. O diploma sizi 25 yıllık kariyer boyunca taşıyamaz. Eğitimde de teknolojiden bahsediyoruz. Örneğin, uzaktan eğitimde belki altyapımız yeterliydi ancak felsefemiz ve mentalimiz yeterli değildi. Yapılması gereken, tüm bu belirsizliğin içinde telaşa kapılmadan iş birliği ortamı oluşturmak ve çözüm aramak. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için de gerçekten harekete geçmemiz gerekiyor. Milli geliri artırmak yerine sosyal önceliklere odaklanmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.