h Dolar 9,6017 %1.06
h Euro 11,2007 %1.06
h Sterlin 13,2437 %0.6
h Altın (Gr) 553,61 %1,55
h Çeyrek Altın 884,00 %1,56
h Bitcoin 580879 %-4.09794
a

Bayram Gelmiş Neyime…

bayram gelmiş neyime…
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Bayram Gelmiş Neyime…

Bayram günlerinin çocuksu şenliği yok artık yüreğimde. Bayram yaklaşırken heyecanla atmıyor yaşlı kalbim. Geçen gün ülkenin bekası için görev yaparken TSK’ya kurulan kumpası bir parçası olarak 40 yıl hapse mahkum edilen meslekdaşımızın cezaevinden gönderdiği umuda tutunmaya çalışan mektubunu sizlerle paylaşmıştım.

Ve halâ yüreğimde bir yara olan  babacığı Güneydoğu’ da görevli iken şehit olan ve beni Milliyet Blog’taki yazılarımdan tanıdığını bildiren başçavuş meslekdaşımın küçük kızı sevgili Nehir’in yazdığı mektubunu bir kez daha hüzünle okudum…

Mektubu fırtınalar kopardı yüreğimde. Evlatlarımdan, eşimden ayrı olduğum günleri yaşadım tekrar. Mektubunda özetle;

“Sevgili Ersen amcacığım”,

Ben bu bayram ve yılbaşında sevinemiyorum. Babamla birlikte olamayacağız. Ah keşke babam bizimle olabilseydi! O çok sevdiğim lila renkli kazağı bana alabilmesi için öpseydim onlarca kez o tombiş yanaklarından.

Beni üzmek için değil de tekrar öpmem için “bütçemiz müsait değil” demesine rağmen bayram günü kazağı arkasına saklayıp “sürpriz” deseydi.

Boğarcasına sarılsaydım boynuna öpücük yağmuruna tutsaydım onu. Babam süprizleri çok severdi. Yine sürpriz yaptı, hem de acı bir sürpriz! Bayramda yok! Bizi boynu bükük bıraktı.

Ersen amcacığım, ağaçlarda neden çiçek yok? Güller neden açmadı? Sakalar neden gelmedi çınar ağacına?

Annem “kızım bayramlar hep ayni mevsimde gelmezler. Onun için çiçek açmıyor, bülbüller ötmüyor” dese de Babam yok diye bütün bunlar. Hasretine dayanamıyor minik yüreğim! Ansızın gelse onu gören bülbüller de gelecek çınar ağacına biliyorum……

Ellerinden öpüyorum.”

Minik Nehir aldı sularına, götürdü beni farklı duyguların diyarına!

Bayramda, kaybettiklerinin yüreklerindeki ateşini mezar taşlarında söndürmeye çalışan şehit aileleri geldi aklıma. Bosna’ya, Afganistan’a, Lübnan’a, Irak’a, Kıbrıs’a, Güneydoğu’ya ve yurdumun tüm kışlalarına gittim, o cefakar ve fedakar meslektaşlarımızı, askerlerimizi alınlarından öpmek için.

Sevgili Nehir, aç küçücük ellerini gökyüzüne dua et. Güneş ısıtmasa da duaların ısıtsın babacığının yüreğini.

Bakarsın, gökte uçan bir kırlangıç alır götürür selamını.

Sağlıkla, mutlulukla kutlayalım bayramın coşkusunu ama Nehir’leri, saçının okşanmasını bekleyen yetimleri, öksüzleri, huzurevindeki yaşlılarımızı, bir bayram şekeri bile alamayanları getirelim aklımıza. Ziyaret edemesek bile, bir suçlu, bir ezik gönülden bir selam gönderelim, hatırlayalım onları. Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sosyal adaletin, eşitliğin gerçekleşeceği nice sağlıklı mutlu bayramlar dilerim.

Devamını Oku

Kardelenler Artık Çiçek Açmıyor

kardelenler artık çiçek açmıyor
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Aziz arkadaşım; her gün şehit haberleri alıyoruz. Geçen gün bir helikopter düştü, on bir vatan evladı, dün de mayın patlaması sonucu bir kınalı kuzuyu şehitler diyarına yanına uğurladık.

Her gün yıldızlar kayıyor. Sen yıllar önce şehit olmuştun; yanına uğurladığımız şehitlerimiz daha çok genç, onlara iyi bak olur mu?

O mayında parçalanan kınalı kuzu çok üşürmüş, anacığı söyledi, anası yerine onun üzerini yıldızlardan yorgan ile sen ört sevgili devrem. Bir kahpe kurşunun seni aramızdan alıp götürmesinin ardından yıllar geçti, hasretin azalacağına dalga, dalga yüreğimizi sarıyor, alışamadık sensizliğe.

Dün sensiz kırlarda dolaştım, yalancı bir bahar yaşıyoruz; ağaçlar dantel dantel işliyor çiçeklerini, bıkmadan ötüyor çatlayacakmış gibi, gülün sevgisizliğine inat bülbül.

Cilo dağlarında karlar daha erimemiş ama boşuna aramışlar karlar arasında çok sevdiğin, karlar prensesi kardelenleri. Meğer sen olmadan kardelenler artık çiçek açmıyorlarmış.

Sen o dağların en yiğidi idin, aramızdan ayrılırken hain teröre inat gülüyordun yeşil gözlerinle. Hiç insan ölürken güler mi?

Seni cennete uğurlarken biz ağlıyorduk. Sen cennettesin ama biz yokluğunda yüreğimizde cehennemi yaşıyoruz. Aniden bir Nisan yağmuru gibi yağsan göklerden damla damla yanan yüreğimize.

Unutmak istesek de unutamıyoruz, küllenmiyor bir türlü yüreğimizde sana doyamamanın ateşi…

Zap suyunun kenarında, bu ırmak deli akıyor, ruhumu, duygularımı kamçılıyor. Bizim Pınarbaşı’nın gelini gibi sessizce süzülerek denizle kucaklaşmasını özledim. Sana bir rakı sözüm var demiştin. Efkar dağıtacaktık seninle. Zeynep’e yazdığın şiirleri okuyacaktın bana. Bir suçlu bir ezik gibi, o çok sevdiğin şarkıyı söyleyecektin.

– Ayrılık ateşten bir ok

– Nazlı yardan bir haber yok

– Benim derdim herkesden çok

– Ben nasıl yalnız yaşayam dağlar

Şakalarınla güldürecektin bizi. Kalleşlik ettin, boynu bükük öksüzler gibi bırakıp gittin. Yokluğunda hiçbir şey değişmedi devrem. Bayrağımız yine dalgalanıyor.

Sosyal ve ekonomik sorunlarımız henüz çözülmedi. Sen sevgiline ben ilgililere yazardım mektupları. Sağır sultana duyurduk da, dertlerimizi ilgililere henüz duyuramadık.

Arkadaşların, emanetleriniz olan aileler hala geçim sıkıntısı çekiyorlar.

Bize vefasızlıkları devam ediyor da sizleri unutmamışlar; özel günlerde bir selam duruşu hatırlanıyorsunuz(!)

Seni ne zaman ziyarete gelsem anacığınla Zeynep’i buluyorum kabrinin başında. Mermerleri okşayıp ağlarlar mırıldanırlarken. Geçen bana “kabrindeki güllerin tomurcuklarının açmadığından” yakındılar. Söyleyemedim onlara “kardelenlere aşık olduğunu, bu yüzden kıskanmış açmıyordur güller” diyemedim.

Seni üzmek istemiyorum, açmayan kardelenler, güller değil yalnızca. Zeynep de soldu gitti be devrem. Yüzünde yok artık o çocuksu gülümseme, kimse görmemiş sen gittiğinden beri uğruna şiirler yazdığın gamzelerini, dinmemiş ruhundaki fırtınalar. Sevgin okyanus olmuş yüreğinde. Sana kavuşacağı günü bekliyormuş özlemle.

 Seni ve tüm şehitlerimizi unutmadık, unutturmayacağız. Cennette rahat uyuyun. Vatan size minnettardır.

Devamını Oku

As(t)Subaylar

as(t)subaylar
12

BEĞENDİM

ABONE OL

Astsubay kimdir?

Bu soruyla karşılaşsanız ne cevap verirdiniz?

Çoğu kimse bildiğini, tanıdığını zanneder.

Halbuki biz, vatani görevlerini yapmak için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne gelen vatan evlatlarının, sert ve disiplinli olarak tanıdığı, sivil vatandaşların ise gıpta ile bakıp üniforması ile tanıdığını, “ZANNETTİĞİ” bir mesleğin mensuplarıyız.

Kendi mesleki sorunlarımızın yanı sıra, ülke sorunları da bizim birinci önceliğimizdir.

Saygıdeğer kamuoyuna kendimizi tanıtmamız gerekirse;

Biz; emeği ile yaşayan, emeğinden başka gücü olmayan, sonu başından belli, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm yükünü sırtında taşıyan sessiz bir toplumuz.

Astsubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını, asker karnını doyuramaz.

Aksini iddia edenler, ayni zaman diliminden assubaylara 48 saat izin versinler ordunun kilitlendiğini göreceklerdir.

Buna rağmen, pek çok kimsenin dikkatini çekmeyen bir meslek grubuyuz.

Biz AS(t)SUBAYLAR, ne daha fazlasını,  ne de imtiyaz talep etmekteyiz.

Tek arzumuz adalet, eşitlik ve insan onurunun gerçekleşmesidir.

Bu nedenle, bize insan olduğumuz için ve insanca yaklaşan herkese saygı duyarız.

ASTSUBAYLAR NE İŞ YAPAR?

Astsubaylar; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknik ve idarî kadrolarında görev yaparlar.

“Teknik” sözcüğü yalnızca teknoloji anlamında değildir. Belki  TEKNOKRAT demek daha doğru olur. Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve sistemlerinin bakımı, sevk ve idaresi astsubayların sorumluluğundadır.

Uçağa silahı biz yükler, bakımını biz yapar, uçuşa biz hazır eder, pist başına kadar biz getirir, son kontrolünü biz yaparız. Uçağın, sadece uçurulması pilota aittir.

Hava Kuvvetleri’nin ilk kuruluş yıllarında Türk Hava Kuvvetleri’nde astsubaylar pilot olarak görev yapmışlardır. Bu dönemde pilot hocalarının çoğu astsubaydı. Sonradan kaldırıldı.

Günümüzde Hava Kuvvetleri K.lığı yapan generaller, öğretmen astsubaylara saygı ile yaklaşırlardı. Tanklarda da, savaş gemilerinde de durum aynıdır …

Biz astsubaylar; görevimizi en üst düzeyde yapmamız gerektiğinin bilincinde olan bir meslek grubuyuz.

Biz biliriz ki, yeterince sıkılmayan bir vidanın, en ucuzu 55 milyon dolar olan bir uçağın düşmesine, Türk Silahlı Kuvvetleri için yetiştirilmesinde uzun zaman alan ve zorlu yollardan geçmesi gereken bir pilotun hayatına, bir cana mâl olacağını çok iyi biliriz.

Bu bilinçle görevimizi en iyi biçimde yapmanın sorumluluğunu taşırız.

Görev için yola çıkacak bir tankın, denize açılan bir geminin her an göreve hazır olması gerektiğini, en az bir uçak kadar hassas sistemlere sahip gemi, tank ve silah sistemlerinin en üst düzeyde göreve hazır tutulması gerektiğini biliriz ve bu görevi biz, yalnızca biz astsubaylar yaparız.

Ülkemizin her bölgesinden, çeşitli ekonomik ve kültür seviyesine sahip MEHMETÇİK’leri, belli bir düzen içinde eğitmek, onları bir arada tutmak, sağlıklarından insan ilişkilerine ve askerlik hayatlarından sonraki dönemde hayata hazırlamak da bizim görevimizdir. Bu kadar karmaşık bir toplumu omuz omuza ve kardeşçe bir arada tutmak için neler yaptığımızın sırrını zaman zaman biz bile bilemeyiz.

İç güvenlikte, asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada, anarşide, bölücü terörle mücadelede biz hep ön saflardayız.

Ordumuza vatani hizmetini yapmak için katılan KAHRAMAN MEHMETÇİK’lerine en yakın olan biziz. Onlardan birine bir şey olduğunda kendi evladımız gibi içimiz yanar. Şehit düşen bir evladımızın cansız bedenini topraktan ilk biz kaldırırız. İçimizdeki öfkeyi, taşan sabrımızı kontrol etmek bize düşer. Mesleğimizin en zor yanı budur. Yanımızda yaralanmış, umutla gözlerimize bakan bir mehmetçiğin yaşaması için sadece dua etmekten başka çaremizin olmadığı anlar uykularımızı böler, rüyalarımıza girer…

Şehit olan bir mehmetçiğin mübarek naaşını anne-babasına teslim ederken,

Hani basında tek satırlık bile haber olamayan,

Hani hangi mankenin o gece kiminle eğlendiği kadar toplum ve basın nezdinde haber değeri taşımayan,

BİR YİĞİT VATAN EVLADININ mübarek naaşını  sevdiklerine teslim ederken küçülüp kaybolmak isteriz. Gözlerimizi kaçıracak yer ararız. Dilimiz damağımız kurur. Gözlerimiz yanar. Ama gene de dik durmamız gerektiğini biliriz.

Mesai saatimiz yoktur. İş bitince gideriz evlerimize. Ayda ortalama 5 gün 24 saat esasına göre nöbet tutarız, haftanın bir günü gece eğitimine katılırız.

Tatbikatlar, özel görevler bunun dışındadır ve bir kuruş fazla mesai tazminatı ALAMAYIZ. Göreve 24 saat hazırız. Görev gerektiğinde zaman kavramı yoktur.

Biz Yunanistan sınırında, biz Irak sınırında, biz GABAR Dağında, Bosna’da, Lübnan’da, Afganistan’da, Libya’da, Aden körfezinde, Suriye’deyiz. Biz Şemdinli’de, biz Hakkari’deyiz…

Biz; göklerde, biz yedi deniz dört iklimdeyiz.

Biz; Kuşadası’nda, Bodrum’da Çeşme’de masa başında klimalı, kaloriferli ofislerinde oturan büro memurları ile aynı kefeye konulan insanlarız.

Görev koşullarımız ve sorumluluklarımız büro memurları ile kıyas kabul etmese de ayni sürede tahsile rağmen alt maaş derece ve kademesinden göreve başlatılırız.

Meslek hayatımızın neredeyse üçte biri nöbette, tatbikatta, gece eğitiminde, özel görevlerde ve evimizden uzakta geçer.

Biz; eşlerimizin hamileliğini, çocuklarımızın bebekliğini, diploma günlerini, ana-babamızın hastalıklarını görmeyiz. Biz; vatana hizmet etmek olan işimizle evliyiz.

Biz; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm yükünü omuzlarında taşıyan onurlu emekçileri, biz Astsubaylarız.

Devamını Oku

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal