h Dolar 9,3342 %0.41
h Euro 10,8711 %0.41
h Sterlin 12,8781 %0.28
h Altın (Gr) 532,76 %0,80
h Çeyrek Altın 861,00 %0,57
h Bitcoin 596145 %2.79394
a

Covid-19 sonrası olması gerekenler

covid-19 sonrası olması gerekenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pandemi ile mücadele eden dünya ülkelerinin, mücadele yöntemleri ortak bir tavır içinde görünse de televizyonlarda çok rahat gördüğümüz gibi, ülkeler içindeki siyasi ve sosyal birtakım reflekslerin politik algoritması üzerinden yönetildiği belli olmaktadır.

Aslında bunların tamamı, o eski feodal zamandan kalma, korku ile sarmaş dolaş olan arşivlenmiş davranış şekillerini sahiplenip yönetmektir.

Temel nedeni; kapitalizmin ‘kâr’ çıkmazı içindeki kaybetme korkusunun, küresel ‘belirsizlik’ üzerinden bir düzen çabasıdır.

Ortak ‘belirsizlik’ üzerinden politikalar oluşturulurken, bizi bağlayan gerçek ise, bizim hala toplumu ikna etmeyle ilgili geçmişten gelen ‘yalan’ kodlarımızın olmasıdır. Gerçeklerle belirsizlik arasındaki farkı ölü taklitti yaparak geçiştirmek, artık çözüm değildir.

Bizim ölü taklitlerimizin en belirgini ‘şeffaflık ve hesap verebilirlik’ aldatmacasıdır.

Tabii burada, bir çoğunluğu bağlayan, haber alma ve neyin-nasıl olduğu konusunda bilgi alma hakkından bahsetmek gerekir.

Mesela, ‘halk’ ödediği vergilerin nasıl kullanıldığını bilmek ister ki; bu onun en doğal ve en ahlaki hakkıdır.

Örneğin, ‘halk’ adına TBMM’ye verilen bir soru önergesine verilen cevaba bakalım.

“Avrupa doğalgazın bin metreküpünü 120 dolar civarında satın alırken, Türkiye’nin aynı miktarda doğal gazı 280 dolara almasının nedeni nedir?” sorusuna, Enerji bakanı Bakan Fatih Dönmez “Ticari sır” diyerek yanıt vermedi.

Burası balığın başı, hani kokmaya başladığı yer.

Ha, bizi götüreceği yerler bakımından bu ‘sır’ esprisini de yabana atmamak lazım. Çünkü hiyerarşiye biatle, içeriğinde ne hikmetse tamamen ‘kişisel çıkar’ üzerine kurgulanmış kör bir saygımız var ya (!), işte bu bizi, alt sekmenlerdeki balığın tamamen koktuğu yerlerden birine, yani spor kulüplerine, özellikle siyaset ile aynı politikalara sahip futbola götürmekte.

Futbolun kendine ait iktisat kurgusu olması nedeniyle, onu yönetmek herkes için komik bir şekilde basit görünse de (müteahhit ve tüccarlar başta), öyle olmadığı zaman için de çok net belli olmaktadır. Futbol bir endüstri, bir sektör ise, onun da kendini bağlayan kurallarından dolayı onun içinden gelen ve kendi öğretisine sahip kişiler tarafından yönetilmesi gerekir.

Futbolda önemli bir faktör olan, halkın içinden ve ortak amaç ve duygusal bir haz için bir araya gelen, ‘kalabalık’ kurguya sahip ‘taraftar’ da aynı mensubu olduğu ‘halk’ gibi, kulübün ‘şeffaf ve hesap verebilir’ olmasını istiyor. Çünkü, karşılıksız sevdiği takımlarında, karşılıksız harcadıkları paraların nasıl kullanıldığını bilmek onların da en doğal hakkıdır.

Buradaki sorun gerçek bir ‘denetim’ mekanizmasının olmamasıdır.

Her türlü yetkiye sahip başkan ve yönetimin hiçbir sorumluluğunun olmaması, kulüplerin içinin boşaltılmasına ve borç batağına girmelerine neden olmaktadır.

Devletin kamusal görevi olan denetim yetkisini burada kullanmak zorunda olmasını görmemezlikten gelmek mümkün değil. Sürekli vergilerini affeden devlet, artık bu affa son vererek, muhakkak bu yasal yetkisi ile kulüpler üzerinde gerçek bir denetim kurup, her yıl bir zaman diliminde kulüpleri denetlemeli ve ortay çıkan açıklardan başkan ve yönetim kurul üyelerini sorumlu tutarak, gerekirse hukuki süreç başlatarak hesap vermelerinin önünü açmalıdır. (Âmin…)

Unutmayalım ki dünyanın canına okuyan (!) Margaret Thatcher, Heysel faciasından sonra, takımlarının 5 yıl Avrupa kupalarından menetmişti… Ve İngiltere’de gelinen nokta…

En önemlisi, UEFA kriterlerinin kabul edilmesidir. Başka bir kuvvetin devreye girmesine neden olacak ki bence çok önemli, her türlü suiistimale karşı, UEFA’dan da cezayı işleme tabii tutulmaları, başkan ve yönetim kurulunu sorumlu kılarak, taraftar ve ülke bazında ciddi bir kamuoyu yaratılmasına neden olacaktır.

Kulübe her türlü zararı vererek ayrılmak isteyen başkan ve yönetim kurulu üyelerinin, sadece bir parmak oylaması ile ibra edilmelerinin hiçbir değeri yoktur. Bunu adeta bir sistem haline getirerek, her yeni gelen eskisinden devraldığını aklayarak kendine alan açmaktadır.

Bu başlıkla beraber, sizlerle paylaşacağım dört yazıdan birincisi; mevcut yapı içinde bize çok ters gelse de ‘şeffaf muhasebe ve hesap verebilirlik’ olmalıdır.

Devamını Oku

Hayaller olimpiyat madalyası gerçekler survivor

hayaller olimpiyat madalyası gerçekler survivor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İradenin hakim kılma kudreti kişinin entelektüel yapısı ile doğrudan bağdaşır. İstek ve taleplerdeki gerçekleri yakalayabilme kapasitesi bilginin toplumda ve kişide karşılık bulması ile gerçekleşir.

Bilginin kullanılma kapasitesi de başarıyı elde etmenin yanında, başarının sürdürülebilir olmasını da sağlar.

Başarının önüne koyulabilecek ve zarar verebilecek tek unsur olan maddi beklenti ise, ister istemez bilgiyi bertaraf ederek süreci farklı kılar. Tek atımlık başarı ile elde edilmesi düşünülen maddi beklenti sporcuyu ve antrenörü paranoya haline getirir. İşte her ne olursa bu süreçten sonra olur!

Süreç ister istemez dopinge kadar gelir!..

Bazen futbolda da görürüz bunu. Rekabet unsuru olarak algılanan bir maça verilen anormal primler ki bunu dış motivasyon olarak algılıyoruz, “prim dopingi” diye lanse edilerek, tüm ligi sadece bir maça indirgeyip diğer süreci tamamen düşük motivasyon ile kırılgan hale getirmesine rağmen, her şey tek maç üzerine kurgulanır ve pazarlanır.

Atletizmde de süreç aynıdır. Kazanılacak bir madalya ile elde edilecek maddi karşılık süreci tek atımlık başarı beklentisine sokar. Ve düşünülen altınlar, araba, ev beklentileri iradenin yetersizliği ile ortaya çıkan açığın ilaç ve aşırı yükleme ile kapanmasına neden olur. Çünkü bunu bir fırsat olarak görmenin paranoyası artık süreci çığırından çıkarır. Yarıştan sonra kalıcı sakatlılar bile önemli değildir!

Üçüncü seviyede bir organizasyon olan “Akdeniz Oyunları”da, 400 altın ile ödüllendirilmenin yarattığı travma ilaç kullanmayı tetikleyerek adeta bir kaos yaratmıştır. Burada iradeyi hakim kılınacak bir süreçten bahsetmek mümkün olmaz. Zaten bilgi de rafa kaldırılmıştır ki; antrenör ve sporcunun entelektüel yapısı ile ilgi bir kaygının yaşanmasına olanak bile yoktur.

Türkiye’deki spor olgusu bir politikanın sınırları ile yapılandırılması yerine tamamen rant kurgusu üzerine bir sistem haline getirilmiştir.

Süreç içinde sadece sporcuları suçlamak doğruda olmaz.

Ama, sporcuların popüler kültürün parçası olma istek ve talepleri, sürecin getirisinin ne kadar anlamsız ve yetersiz olduğunun da bir kanıtı olur. Sorgulanması gereken acı veren nokta burasıdır.

Olimpiyatlarda yarışmış, Dünya Şampiyonalarında yarışmış isimlerin, bir kısmının adlarının doping veya yanlış motivasyon unsurları ile anılması ne kadar acı ise, bu seviyeye gelmiş isimlerin, her şeyi bir kenara bırakarak, sporun için de farklı pozisyonlarda hizmet etmenin gerçeğini dışlayarak popüler kültürün parçası olma isteğinin karşılığı gerçekten çok acı verici.

Pınar Saka, Sema Apak, Nevin Yanıt, Nagehan Karadere, Merve Aydın, Birsen Bekgöz bu isimlerin karşılığına bakıldığında, her ne olumsuzluk olursa olsun veya olmasın yılların emeğini heba etmelerinden dolayı bir öz eleştiri yapmaları gerekmektedir. Bu kadar donanımlı atletlerin içine düştükleri durum ile ilgili en azından benim bir açıklama beklentim var.

Tüm bu olumsuzlukları gidermenin de karşılığı bir sosyal sorumluluk sorumluluğunu alarak, bu içine düştükleri duruma karşı gelecek mücadele içinde olmaları gerekmektedir. Bu konuda rol modeli olmanın getirisini anlatmaya gerek bile yok. Milyonlarca çocuk doğru yetiştirilecek spor programlarına ve eğitimcilere muhtaç durumdalar.

Bunun karşılığı survivora katılmak olamaz.

Popüler bir kültürün ürünü olarak düzenlenen programın kendine göre birtakım beklentileri vardır ve gayet normaldir.

Ama Milli Atletlerin bu sürece katılmalarının karşılığı bende yok ve bulamıyorum.

Artık süreç kendini bertaraf ederek devşirme sporculara kadar geldi. Samanı bile ithal eden bir ülkede bu durum belki normal olarak algılana-bilinir. Ama, insan unsurunun heba edilmesini kabul etmek mümkün değil.

Tüm branşların devşirilmesinin getirisi ne olabilir ki… Olimpiyat ya da Dünya Şampiyonu olmalarının karşılığı farklı bir ülkenin kimliği ile oluşturulamaz.

Ama kendi atletlerimiz doping veya yanlış ilaçlar ile aşırı yüklemelerden dolayı derecelerini devşirmeye çalışmakta aynı derce de bir zafiyet ve acı verici olaydır. Bunu önlemek ciddi bir politikadır. Olduktan sonra süreci temizlemek bir şey ifade etmez. Çünkü yıllarca emek verilmiş değerleri kaybetmenin insani ve ekonomik karşılığı ciddi bir bakiyedir.

Devşirme politikasının asıl zararı üretimden vazgeçme olgusudur.

Ve yıllarını spora adamış kişilerin, dışlanmışlıkları ve toplumda cevap bulacak eleştirici sürecini ret etmeleri, onlarında sosyal anlamda da değişime uğrayarak popüler kültürün parçası olma sürecinin içine sokmuştur.

Sanırım survivor buna cevap bulanacak mükemmel bir alan. Çünkü burasıda tek atımlık yerdir.

Olimpiyat madalyası beklentisinden “like” alma beklentisine geçiş, sosyal mutasyonun bir çöküş sürecini ifade etmektedir.

Çok yazık.

Devamını Oku

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal