h Dolar 9,4984 %0.18
h Euro 11,0616 %0.18
h Sterlin 13,1138 %0.06
h Altın (Gr) 548,35 %0,09
h Çeyrek Altın 870,00 %-0,11
h Bitcoin 558660 %-4.03739
a

Elinizi taşın altına koyun bakalım!

elinizi taşın altına koyun bakalım!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle devletimizin ve milletimizin verdiği mücadeleyi sonuna kadar destekliyor sağlık çalışanlarımıza ayrıca bir teşekkür de ben gönderiyorum, iyi ki varsınız.

Koronavirüs sebebiyle binlerce antrenör, karate, judo, kickboks, basketbol, hentbol, voleybol ve daha sayamadığım 60 küsur branşta hocalarımızın salonları kapandı.

Halk eğitim merkezlerinde kurs açan ve bu paralarla evine ekmek götüren hocalarımıza devletimiz sahip çıkarak, yaklaşık 200 bin eğitmene kurs süreci bitimine kadar ödeme yapıyor ve yaptı. Bu uygulama resmi spor kulübü derneklerine de yapılmalıdır.

Federasyonları hayatımızın merkezine koyup kendimizi ona endeksleyerek, bir ümit diyerek peşinde koşuyoruz. Peki bugün başımıza gelen COVID-19’dan yediğimiz darbeden dolayı sıkıntıya düşen kulüplerimize ne fayda sağlıyor?

Spor branşlarından bir çok antrenör ailesi, geçimini spor salonlarından sağlarken bir yandan da geleceğimize ışık tutan gençlerimizi Avrupa-Dünya şampiyonalarına ve hatta olimpiyatlara hazırlıyorlar…

Bakanlar ve milletvekillerinin önderliğinde çığ gibi büyüyen bir bağış kampanyası devam ediyor. Bu da her zaman zor günlerimizde milletçe emsali görülmemiş bir dayanışma içine girebileceğimizin bir örneği oluyor.

Bu süreçte dikkat çekmek istediğim önemli bir konu var. Türk sporlarında önemli bir görevi üstlenen, kulüp antrenörleri, hocalarımız ve en önemlisi milli sporcularımız şu anda büyük sıkıntı içerisindeler…

Tüm resmi spor kulübü derneklerinin, spor salonlarının, başta federasyonların bütçelerinden olmak üzere, Spor Bakanlığı ve devletimizin katkıları ile nakdi yardım ve desteklere ihtiyacı var.

Spor salonları gençlerimizin geleceğidir, geleceğimizi yok etmeyelim.

Sporun gelişmesi için federasyonlar kurulur ve bu federasyonlar hizmet ettikleri spor branşının gelişmesi için antrenörlere ve sporculara bu zor günlerde destek olur, olmalıdır…

Bazı federasyonların ise bu günlerde bile sporculara ve antrenörlere tam tersi bir uygulama içerisinde olduğu konuşuluyor. Bu uygulamada vize ücreti adı altında tüm antrenörlerden gelir elde etmeyi planlıyorlar. Bu şu günlerde son derece yanlış ve onur kırıcıdır.

Evet federasyonların, Kulüp Yıllık Vize Ücreti, kurs açarak, kuşak sınavı, dan diploması, antrenörlük belgesi ve millilik belgesi verme gibi faaliyetleri kendi iç tüzükleri gereği yapılıyor, yapılmalıdır da. Ancak bu günlerde kulüplerin federasyonlara ihtiyacı var.

Kapalı olan salonların, sokağa dahi çıkamayan hocalar ve sporcuların, ekonomik açıdan yardıma ihtiyacı var. Kira, elektrik, sigorta ödeyemeyen bu kulüplere yardım sırası, sahip çıkma sırası federasyonlarda değil midir?

Bazı federasyon yetkililerini izliyorum; “Salonuna sahip çık” “Üç aylık aidatını erken öde” paylaşımları gerçekçi değil.

08.07.2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Gençlik ve Spor Kulüpleri Yönetmeliği”nin Üçüncü Kısım madde 34’ün “f” bendine istinaden (Kira ve benzeri zorunlu giderler için kullanılmak üzere il müdürlükleri aracılığıyla kulüplere ayni ve nakdi olarak aktarılabilir.)

Ülkemizin bulunduğu bu zor süreçte Spor Genel Müdürlüğümüze tescilli spor kulüplerimize devletimizin öngördüğü süreç için nakdi yardım yapılması sporcularımızın şartlarını iyileştirebilir.

Mücadele Sporları Federasyonları Başkanları bir araya gelerek, Koronavirüsün etkileri ile alakalı acil çözüm tedbirleri almalı. Her şeyi devletten beklemeden. Bu salgından, aynı antrenör, aynı sporcu, aynı kulüplerden oluşan, JUDO, KARATE, TEKVANDO, MUAYTHAİ, VUŞU, BOKS, KİCKBOKS, GÜREŞ ve alt dallarına sporcu yetiştiren bu federasyonların var olma sebebi sporcuları yetiştiren kulüpleri ve gerçek hocaları, hakemleri etkilendi…

Bu kulüplerin hocaları, sporcuları, hakemleri, kiralar, sigortalar gibi ödemeler nedeniyle çok zor durumdalar.

Başkanların bu güne kadar yaptığı açıklamalar evde nasıl spor yapılacağı ile ilgili. Oysa bu federasyonların hemen hemen hepsine sporcu yetiştiren hocalarımız, başkanları henüz doğmadan bu sporların emekçisi ve gönül verenidir.

Spor salonları olarak zor günler geçirdiğimiz şu günlerde ne yapalım diye düşünürken federasyonlarımızdan bazıları “Online Şampiyona” organize ediyorlar ve para topluyorlar.

Halbuki biz, antrenör ve sporcunun yanında olan bir federasyon görmek isteriz.

1/ Bu pandemi bittiğinde ayakta kalan spor salonları bulunabilecek mi?..

2/ Geçimini salonlardan sağlayan antrenörlerin durumları ne olacak?..

3/ Pandemiden sonra spor salonlarının gelirlerinde düşüş olacak. Bununla ilgili neler yapılacak?

4/ 2020 Aralık’ta yapılacak “Antrenörlük Vize Semineri” için ücret alınacak mı?

5/ Kuşak sınav ücretleri bu zorlu süreçte federasyona ödenecek mi? Evet beyler, bu dönemde herkes elini taşın altına koymalıdır… Kulüplerimiz yok olmak üzere…

Evet beyler, bu dönemde herkes elini taşın altına koymalıdır…

Başkanların alacağı ortak karar, kulüplerimizin kapanmasını önleyecek, geleceğin şampiyon sporcularımızı kurtaracaktır.

Devamını Oku

Hakem tarafsız kalmalıdır

hakem tarafsız kalmalıdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bence basit anlamıyla hakem; iki şahıs ya da iki ayrı grup arasında tarafsız kalmak kaydıyla, hakkı sahibine veren kişidir. Yani hakemlik tarafsızlık demektir.

Dünyanın neresine gidersek gidelim, hakemliğin tanımı en basit şekliyle böyledir… Futbolda, voleybolda, judoda, karatede, tekvandoda, kick boksta, teniste…

Velhasıl hangi spor branşında olursa olsun, hakemliğin kutsal bir yönü vardır. Hakemlik, dünyanın her yerinde aynı potada yoğrulur ve aynı kazan içinde kaynar.

Hakem, dediğimiz gibi tarafsızdır ve mutlaka tarafsız kalmalıdır…

Hakem müsabaka alanına çıktığı anda aklıyla, kalbiyle bir bütün olarak yalnızdır…

Müsabaka dışındaki hayat o anda silinmiştir. Hakemlikte hissiyata yer yoktur. Bu şartları koruyamayan hakemlik yapamaz, yapmamalıdır da…

Hakem, müsabaka yönetir halde iken veya müsabaka zamanlarında dojosu, talebesi, bölgesi, sevdiği, sevildiği yoktur. İki müsabık ve hakem dışında sanki yaşam durmuştur.

Müsabakanın, müsabıkın ve sporun geleceği hakemin beynindedir.

Bu büyük ciddiyet, bu büyük yük hakemin omuzlarındadır. İşte bu nokta da bir gerçek vardır. O da; bu yükü ne sizlerin, ne benim, ne antrenörlerimizin, ne de sporcularımızın kolay-kolay kaldıramayacağıdır. Yani bu camiada bu yükü omuzlayabilecek, bu müthiş sorumluluğu yüklenebilecek 10/1 sporcu, antrenör bulunduğuna göre demek ki hakikaten hakemlik müessesesinin bir kutsiyeti vardır…

Hakemlerin yüzde yüzü bu büyük kutsiyetin ve ciddiyetin bilincindedir.

Müsabakaya bu inançla çıkarlar.. Yalnız unutulmamalıdır ki hakemler de etten ve kemikten müteşekkildir. İNSANDIR… Beşer şaşar… Bugün mücadele sporlarında öyle bir özellik vardır ki, bu branşlarda hakemlik yapacak kişinin sporculuktan gelen bir geçmişi bulunur.

Dışarıdan bir kişi hakem seminerlerini, kurslarını başarıyla bitirerek hakemlik yapamaz.

Çünkü belirli bir kariyer (kuşak) şarttır. Yani hakem sporcuyla, antrenörle iç içedir. Hakemin salonu vardır. Talebeye sorumludur. Spora başladığı hocasına bağlılığı vardır.

Evet, iş böyle olunca dedik ya, hakem insandır, beşer şaşar ve hissiyat ön plana çıkar. En kritik anlarda, en küçük bir tarafkar düşünce sporu, sporcuyu baltalar, yıkar, söndürür.

Bu tarafkar düşünce kasıt değildir. Bilinç altında gelişen kötü tümördür… İnsanın zayıf kaldığı en kritik andır. Bu tümörün tedavisi henüz bulunmamıştır. Çünkü branşlarımızın doğuşunda bu mikrop vardır, zamanla beslenerek bugün tümör şeklinde sivrilmiştir.

Mücadele sporlarının kurucuları bu mikrobu görememişler o zamanın şartlarında tümörün doğacağını tahayyül edememişlerdir. Sporlarımız katı prensiplere dayanan, insanın kendi kendini yenmesiyle gelişen müstesna branşlardır. Fakat bu prensipler, gelişen dünyanın her yeniliğe kapısını açan senelerin yıprattığı, bencilleştirdiği insanoğlu tarafından silinmiştir. DO prensipleri katı kurallarından yavaş yavaş arınmaya başlamıştır. Bencillik ön plandadır. En büyük örneği de Avrupa ülkelerinde bu sporların liderliğini yapan dejenere edilmiş Avrupalı, Koreli, Amerikalı hocalar ve Japon Sensei’lerdir…

Hakemlik müessesesini kurtarmanın çaresi yok mudur?..

Çare; mücadele sporlarında antrenörlük, hakemlik ve müsabıklık vasıflarını, kesinlikle ayırmaktır…

Çare; hakemliği kesin kurallar altına alıp bu kuralları uygulamaktır. (Beşer şaşarları harcamak pahasına da olsa)

Çare; en kısa zamanda yeni genç hakem kadrolarını kurmaktır.

Çare; tecrübeli ama küskün, çeşitli sebeplerle dışlanmış hakemlerimizi kazanarak onlarla el ele vererek kendi içimizdeki tümörü kendi bilincimizle yenebilmektir…

Devamını Oku

Engelli sporcuları daha fazla fark etmeliyiz

engelli sporcuları daha fazla fark etmeliyiz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bizde spor heyecanı, genelde futbolla öne çıkıyor, basketbolla sürüyor ve bazı dallar ise sponsor firmalarının destekleriyle yaşatılmaya çalışılıyor. Ferdi spor yapanların başarılarını ve heyecanlarını gazete sütunlarında sıkça görmek maalesef imkansızdır. Çünkü basın, kitleye dönük sporlara ait haberlere yayında öncelik tanıyor.

Televizyonların spor programları da aynı tür haberlerle, yani futbol gibi seyircisi çok olan öteki sporlara ait haberlerle dolduruluyor. Saatlerce futbolu konuşarak acaba bazı önemli spor olaylarını ve başarılarını gözden kaçırmış olmuyor muyuz?

Bir toplumun, bütün fertleriyle sportif faaliyetlerde buluşması, bir milli maçta beraberce sevinmesi, hangi kulübün takımı olursa olsun, yabancı ekipler karşısında alınan neticenin gururunu ya da üzüntüsünü birlikte yaşaması, gurur verici değil midir?

Acaba bu ülkenin insanları olarak gösterdiğimiz birlikteliği, kısıtlı ekonomik şartlara rağmen fiziksel ve zihinsel engelli sporcularımız söz konusu olduğunda da gösteremez miyiz? Onların yaşaması, eğitimi ve spor yapmaları için aynı titizliği ve ilgiyi üstlenmek çok mu zorumuza gidiyor ki onlardan bunu esirgiyoruz?

Gelecekte kendi başlarına ayakta kalabilmelerini sağlamak amacıyla engelli insanımızı yaşama bağlamak, onların başkasının yardımına ihtiyaç duymadan hayatlarını devam ettirmelerini sağlamak, en önemlisi kendilerine olan güven duygularını pekiştirmelerine yardımcı olmak, hepimizin görevi değil midir?

Her bebek bir umutla beklenir. Her anne Tanrı’ya eli yüzü ve aklı tam bir çocuk vermesi için dua eder. Aynı doğum sürecinde dünyaya gelen insanların, bir standart içinde doğmuş olmasını sağlamak elimizde değildir. Kimimiz dünyaya engelli geliriz. Bu, Tanrı’nın işidir ve O’nun hikmetinden sual olunamaz.

İlgi bekleyen engelli insanlarımızın, spora bağlanarak hayatlarını yenilemek hakları vardır. Bu aşamada da bizim yardımlarımıza olan ihtiyaçları öne çıkar… Günümüzde engelli sporculara devlet eskiye kıyasla daha çok destek vermektedir. Ancak bugün sağlanan destek de yeterli değildir. Engelli sporculara kucak açan federasyonlara devlet, daha ciddi boyutta yardım yapmalıdır. Sporcuların, malzeme ve spor salonu gibi ihtiyaçları hemen karşılanmalıdır.

Biz spor adamlarının engelli sporcularımıza, devletle el ele vererek her konuda yardımcı olmamız boynumuzun borcudur. Bu borcu ödemeliyiz…

Devamını Oku

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal