h Dolar 9,6019 %1.06
h Euro 11,2082 %1.06
h Sterlin 13,2425 %0.61
h Altın (Gr) 553,47 %1,53
h Çeyrek Altın 892,00 %1,56
h Bitcoin 584328 %-3.64026
a

Tmok

tmok
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tmok

(Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi)

(2. Bölüm)

Modern olimpiyatları İtalyan asıllı Fransız vatandaşı aristokrat aileden gelen Pierre de Coubertin 1894 yılında Sorbonne üniversitesinde düzenlediği konferans sonunda aldıkları kararla kurdu. Genel Sekreteri kendisi oldu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi böyle kuruldu. Örgütün yapısı; her ülkede kendi milli olimpiyat komitesini kuruyor ve uluslararası olimpiyat komitesine üye oluyorlar. Sivil toplum örgütüdür. Devletlerin organize etmediği, ama devletleri bağlayan bir örgüt. Spor kültürü adı altında küreselcilerin öngördüğü yaşam biçimini yaygınlaştıran örgütün, örgütlenmesi de oldukça profesyonel ve ilginçtir.

Türklerin bu örgütle tanışması Osmanlı İmparatorluğuna dayanır. Robert Kolejiyle ABD kökenli, Galatasaray Lisesi -Fransız okulu- ilk spor örgütlenmelerini yapmıştır. Jimnastik ile başlayan bu okullar Batı’nın beden kültürlerini sivil toplum marifetiyle çok rahat İstanbul’a getirmişlerdir.

Önce gayrimüslim tebaya hizmet veren bu okullar, seçerek aldıkları Türk çocuklarını da eğittiler. Bunlardan bazıları, Selim Sırrı Tarcan ve Burhan Felektir. Bir süre İzmir’de gayrimüslim çocuklarına hizmet veren Selim Sırrı Tarcan İstanbul’a gelince Robert Koleji ve Galatasaray Lisesi beden eğitimi öğretmenleriyle tanışır. Onların çalışmasıyla ön palana çıkan Tarcan, Pierre de Coubertinle tanıştırılır. Bir Ermeni işletmesindeki otelde. Osmanlılarda milli olimpiyat komitesini kurmasını isterler. Ancak o dönemde ülkede cemiyet kurulması yasaklanmıştır. 1908 de ancak olimpiyat komitesi kurulur. 1923 te ise yine Hami Başkan Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Başkan selim Sırrı Tarcan tarafından Türkiye Milli Olimpiyat komitesi dernek olarak kurulur.

Olimpiyatların amacı Antik Yunan kültüründeki oyunların organizasyonunu yeniden yapmaktır. Batının askerle gidemediği yerlere sivil örgütlerle gitmektir. 1986 yılında Atina’da ilk olimpiyat oyunu düzenlenir. Osmanlı’dan bir güreşçi kendi imkanıyla gidip şampiyon da olur.

Batı beden kültür emperyalizminin çatı kuruluşu bu örgüt; Avrupa’da ve ABD de hemen yayılır. Kamu yararına çalışan dernek statüsüne alınarak devlet tarafından desteklenir. Doğuda Japon, Çin, Rusya Hindistan batı medeniyetine yaklaştıkça olimpiyatlara sahip çıkmaları da paralelinde gelişir. Olimpiyatlar Beyaz adamın sevimli yüzlüdür.

Birinci dünya savaşında Osmanlı’nın üyeliğini iptal ederler! Ancak daha sonra cumhuriyetle tekrar Uluslararası olimpiyat komitesine Selim Sırrıya Tarcan’a yazılan bir mektupla davet edilir. Mustafa Kemal Atatürk’ün onayıyla girilir. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi kurulur.  Milli kelimesi halkımızı hep heyecanlandırmıştır. Ancak bu komitede millilik, milletin çocuklarını batı beden kültürüne devşirmekten öte gitmez. Yaşar Erkan’la ilk madalyamızı Grekoromen güreşte kazanırız. Daha sonraki olimpiyatlarda güreş favori spor branşımız olur. 1980’li yıllarda Naim ile halter bir sıçrama yapar. Halil mutlu naimi takip eder ancak bunlarla da halter son bulur.

2005 yıllarına geldiğince, dünya beden kültürüne biz de spor branşı kazandırmalıyız diye düşünmeye başladık.  Bir grup arkadaşlarla ÇOSKK’u kurduk. Çocuk Oyunları ve Spor Kulüpleri Konfederasyonu. Konfederasyonun altında Mendilkapmaca, Seksek, Çelikçomak ve Birdirbir Federasyonlarını vardı. Bu oyunları Gençlik Spor Genel Müdürlüğüne bağlı bir federasyon olmasını istiyorduk. Amaç hem ülkemizde hem de dünya beden kültüründe yer edinmesiydi.  Ahmet DEMİRCİOĞLU, Tamer Tunç, Emel ÇİMEN , Menderes Soytürk,  Mehmet Zeki Güzel, İbrahim Şahin, Seyid Bakır, Melike Sezer, İsmail Baloğlu, Mehmet Çetin Şengül Bülent Dağ gibi arkadaşlarla gece gündüz çalıştık. Burada adını sayamadığım çok vatan yürekli dostlarımız hizmet üretti.

Gençlik spor genel müdürlüğü federasyon kurabilmek için Merkez Danışma Kurulu diye bir heyet oluşturmuş. Genelkurmay’dan , Futbol Federasyonuna 11 kurumdan üye almış. Ancak Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Bu toplantıda belirleyici oluyor. Müracaatımız MDK gündemine gelmesi için karar verildi. Kulis çalışması için hepsinden randevu alıp tek tek Menderes Beyle görüşmeye gidiyoruz. Bazen Yalnız gidiyorum. Herkese fikrimizi açıklayıp destek istiyorduk. En son Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Togay Bayatlı’dan randevu aldım. İstanbul’daki yerine gittim. Daha benim bir şey dememe fırsat vermeden azarlamaya başladı. Kullandığı cümleler; ”bunun dünyada bir örneği yok. Neden kuruyorsunuz? Bunlar oyun, spor lazım bize. Olimpik değil. Olimpik sporların parasını sizin çocuk oyunlarınıza yedirmem” gibi şeyler söyledi. Ben de sakince gazı bitene kadar bekledim. Sonra, “Türk ve milli olimpiyat komitesi olimpiyatlara milli bir sporumuzu kazandırdı mı”” diye sorunca iyice sinirlendi. Gazeteci kökenli olduğu için soru sorulması kendisini rahatsız etmişti. Ben konuşmamı sürdürdüm. “Ne yani Mendilkapmaca oyununu Fransızlar buradan derleseydi, Fransızca bir isim verseydi ve güncelleştirip olimpiyatlara girmesini sağlasaydı, şimdi bana evet bizim Mendilkapmacaya benziyor deyip sorgusuz sualsiz ülkemizde icra edilmesine destek verecektin öyle mi?” dedim. 

Bu söz üzerine sesiz kaldı. “Eğer MDK’da çocuk oyunlarına karşı çıkarsanız Türk Çocukları sizi unutmayacak” deyip çıktım. MDK toplantısına mazeret göstererek katılmadı. Ancak Çocuk oyunlarımızı Gençlik ve Spor genel müdürlüğüne bağlı bir federasyon da etmediler. Taner Yıldız’ın siyasi katkısı, Menderes beyin ikili ilişkileri ve kulis çalışmalarımız gençlik daire başkanlığına bağlı çocuk oyunları şube müdürlüğü olmasını sağladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı olunca şube müdürlüğü kaldırıldı. Girişimlerimiz bu şekilde son buldu.

Amaç beden kültürümüzü spor branşı haline getirip dünya beden kültürüne hediye etmekti. Biz bu çalışmayı Türk spor teşkilatına kabul ettiremedik.

Türk Milli Olimpiyat Komitesi maalesef, Türk beden kültürüne hizmet etmemektedir. Türk Hava Kurumu benzeri bir örgütlenmeyle işi götürmektedirler. Sporun yaygınlaşması, beden kültürümüzün gelişmesi gibi bir kaygıları yoktur. Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan temsilen Milli Olimpiyat komitesine üyedir. Madalya alan sporculara genel müdürlüğün katkısını açıklamasını doğrusu çok isterim. Yazının devamı gelecek.

Selamünaleyküm kardeşlerim. Esen kalın.

Oktay YELLİKAYA

ÇOSKK Genel Başkanı

10 Ağustos 2021

Devamını Oku

Tokyo 2021 (1.Bölüm)

tokyo 2021 (1.bölüm)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Olimpiyatlara 108 sporcuyla 18 branşta katıldık. Ancak 13 madalya alabildik. İkisi altın, ikisi gümüş, dokuzu bronz. Güreş uzun süreden beri ilk defa altın madalya alamadı.

İstatistik, sanırım başarısızlığı, başarı olarak gösterme sanatı olsa gerek. Neymiş? Olimpiyatlarda rekor kırmışız, 13 madalyayla. Bunlar komik ötesi, bu milletin aklıyla dalga geçmektir. Sanırsın ki 100 m. de rekor kırdık. Ya da halterde kendi kilomuzun üç katının 11 kilo fazlasını kaldırdık. Ya da güreşte her siklette altın aldık. Yüksek atlamada çıtayı kaldıracak yer bulamadık. Halterde esamemiz okunmadı. Bir çok disiplin sayabiliriz. Ama bunların hiç biri olmamış.

Aslında bu konuya Ahmet Ak son dört yıldır parmak basmaktadır. Tokyo 2021’ye şu kadar gün kaldı diye, sosyal medyadan yetkililerin rahatını kaçırdı. Ancak sonuç bu kadar oldu.

Spor Bakanı gayretliydi. Bizzat karşılaşmalarda tabiri caizse köşe adamı gibi takip etmesi kıymetli bir şey. Ancak mesele sahaların ötesinde, bir zihniyet olayıdır.

Mücadele eden tüm kafileyi tebrik ediyorum. Tokyo’da herkes elinden geleni yaptı. Ancak Tokyo öncesi doğru yaptık mı? Bunları değerlendirelim.

Tokyo 2021’ de 35. sıradayız. ABD, Çin, Japonya ve İngiltere ilk dördü paylaştı. İlk on ekonomiye girme iddiası olan Türkiye’nin 35. sırada yer alması başarı mıdır?

İcraat bakanlığı olduktan sonra, genel müdürlük havasından kurtulamayan Gençlik ve Spor Bakanlığı, sporun günümüz hayatındaki yerini kavramaktan çok öte durumda. Elit düzeyde süper yetenekli bir kaç vatandaşımızı, uluslararası organizasyonlara götürmeyi, spor yönetimi olarak görüyorlar. Oysa milli spor politikası bu olmamalı.

İşin komik tarafı spor sadece gençlere aitmiş gibi, Gençlik ve Spor Bakanlığı ismini alması dahi, zihniyetin yetersizliğini ortaya koymaktadır. Zira spor artık her yaşın ve herkesin yapması gereken temel ihtiyaçtır.

Salgın döneminde en çok ihtiyacımız olan gıda değil, hareketti. İnsanların hareketsizliği, bağışıklığını düşürüyordu. Salgın geçse bile makinenin hayatımıza girmesiyle ve yapay zekalı makinelerin insan gücünün yerine geçmesiyle,  insanın en büyük sorunu hareket olacaktır. Şu anda da öyledir. Spor Bakanlığı’nın önümüzdeki on yılda bu konuya yönelik stratejik bir planı var mı?

Olimpiyat, elit sporcuların yarışma yeridir. Olimpiyatlara dört yılda gösterilen performans neticesinde sporcular davet edilmektedir. Ülkemizde ancak 108  sporcu olimpiyat vizesi almıştır. Dünya ve kıta şampiyonaları her yıl yapılmaktadır. Başarı düzeyi buralarda da düşüktür. Bu başarının artırılması için, önce halkın spor yapması sağlanmalı, sonra içinden özel yetenekliler seçilmelidir. Ülkemizde spor yapma oranı oldukça düşüktür. Bilinç düzeyi de oldukça geridir.

Olimpiyatların Tokyo’da olması Karate ile Judo’nun olimpiyatlarda müsabık olarak kalmasına neden oldu. Yani Japonlar iki adet beden kültürünü dünya kültürüne hediye etmiş oldu. Türkiye’nin bu konuda en küçük bir fikri dahi yok. Bu güne kadar, herhangi bir beden kültürümüzün dünya beden kültürüne armağan etme girişimi yapılmadı. Aslında bu yaklaşım ülke içinde dahi yok. Yani biz sadece ya Batı’nın ya da Doğu’nun beden kültürünün birincisi olma mücadelesi veriyoruz. Okçulukla ilgili Cumhurbaşkanımızın değerlendirmesi de ilginçti. Şampiyon olan sporcumuza, “Tarihi yeniden canlandırdın.” derken Türklerin okçuluktaki maharetine atıfta bulunmuştu. Oysa bu okçuluk ile Türk okçuluğunun alakası yok.  Konuyla ilgili bilgi edinmek isteyen, Fatih Genel ile görüşebilir. Sayın Cumhurbaşkanı yanlış bilgilendirilmiştir.

Japonlar, Çinliler ve Hintliler Batı Medeniyetinin bir unsurudur. Yani onların medeniyet iddiaları yoktur. Çünkü batı medeniyetine entegre olmuşlardır. Türk Milleti olarak yerel olma ve Türk-İslam medeniyeti diye bir iddiamız var. Eğer bu medeniyet iddiamız sürüyorsa, mevcut olan spor branşlarının dışında, kendi beden kültürümüzden oluşan spor dalları geliştirmemiz gerekir. Öncelikle Türk, sonra da bize yakın olan ülkelerin katılımıyla ulusal, uluslararası organizasyonlar düzenlememiz gerekir. Kendi medeniyetimizin izlerini taşıyacak organizasyonlar olmalı. Eğer Türk spor yöneticileri bu zihniyete ulaşamazlarsa, boşa kürek çekmiş olurlar. Siz voleybolda şampiyon yetiştirene kadar, onlar başka sporları olimpiyatlara dahil ederler. Sizde melül melül bakmış olursunuz.

Tokyo, 2020 olimpiyatlarında madalya töreni, sporcunun galip ilan edilmesi gibi bir çok konuda ciddi yenilikler getirdi. Salgının sonucu olarak meydana gelen değişiklikler insan onuruna daha yakın şeyler olduğu için güzeldi. Madalya almak için birincilik kürsüsünden yerlere kadar eğilen sporcu olmaması hoştu.

Sonuç olarak:

  1. Türkiye adına, Tokyo 2021 başarısız geçirilmiş bir organizasyondur. On yıla yakın Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezlerine rağmen, bu sonuçlar gerçekten kötüdür. Rio dahil Tokyo Olimpiyatları’ndaki başarısızlığa rağmen, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan göreve devam etmemelidir. Hemen istifa edip, hizmete ehil insanlar gelmelidir.
  2. Spor Bakanlığı olmalı ve tüm halkımızı kucaklamalıdır. Gençlik; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda genel müdürlük düzeyinde ele alınmalıdır.
  3. Milli beden kültürümüz araştırılmalı, spor branşları tespit edilip, dünya beden kültürüne hediye edilmelidir. Bu spor branşlarının var olan organizasyonlarda temsil edilmesi gerekir.
  4. Milletimizin bedeni yetenekleri tespit edilip haritalandırılmalı, spor branşlarının tercihi buna göre yapılmalıdır.
  5. Türk Cumhuriyetleriyle yarışmalar düzenlenmelidir.
  6. Spor yönetimine ehil insanlar getirilmelidir.

Selamünaleyküm kardeşim. Esen kalın.

Oktay YELLİKAYA

ÇOSKK Genel Başkanı

Devamını Oku

Boğaziçi neden eylem merkezi olarak seçildi?

boğaziçi neden eylem merkezi olarak seçildi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Z kuşağı artık üniversiteli. ÖSYM’nin eleme sınavları; teknolojiyle en çok iç içe olan öğrencileri zeki kabul etmektedir. ÖSYM’ye göre Boğaziçi öğrencileri Z kuşağının en belirgin temsilcileridir.

Neden Boğaziçi üniversitesi seçildi sorusunun cevaplarını analizlerle verelim.

Z kuşağını internet üzerinden sevk ve idare etmek kolay olacaktı. Zira dijital nesil. Salgın nedeniyle okullar kapalıydı. Öğrencilerin toplanıp üniversitede eylem yaptırmak neredeyse imkansızdı. Protestoyu yöneten akıl bu hesabı yaptı.

ABD ile Boğaziçi üniversitesinin Robert koleji temelli olması nedeniyle iltisaklıydı. Olası müdahale ABD kartını yeni seçilen küreselci sosyal demokrat Başkan Bidenle kullanabilirlerdi. Yani ince bir ayar yapılmıştı.

Salgın iyi yönetildiği için ülkemizde halk hareketi olmamış, Türk baharı gerçekleşmemişti. Gezivari bir şeyler bulmaları gerekiyordu. Biden ağabeyleri 6 ay önce, “Biz Türkiye’de muhalifler destekleyerek Erdoğan’ı devireceğiz” diyordu. Herkes ana muhalefete ve diğer siyasi partilere gözlerini çevirmişti. Ama Biden tercihini siyasi partileri Erdoğan’ı devirme girişiminde payanda olarak kullanmayı tercih etti.

Asıl amaç ciddi bir halk hareketi başlatmak

Bir çeşit iç savaş. Zira LGBT ve Kabe provokasyonları bunun en belirgin delilleridir. Gezi olaylarında protestolar yaygınlaşınca AK Parti sokağa inmiş meydanlarda mitingler düzenlemeye başlamıştı. Final Yenikapı meydanında olacaktı. Meydanda üç milyondan fazla insan toplandı. Milletin sesi Taksimde duyuluyor hale gelmişti. Taksimi kendilerine protesto mekanı seçen terör örgütleri ve istihbarat örgütleri tası tarağı toplayıp gitmişlerdi.

Ancak bu seferki tehlike çok büyük

Z kuşağını devletin kendisine kırdırma planı yapılmaktadır. Z kuşağının sorunları var. Aileyle duygusal bağları yok. Vatan kavramları zayıf. Hayalleri internet dizilerinde gördükleri ABD ve Avrupa’da yaşamak. Dine inançları yok denecek kadar az. Ateizm, Deizm ve Agnostisizm aralarında çok yaygın.

İnternet bağımlılığı, oturak hayatın getirdiği fiziksel sorunlar ve duygu durumu bozukluğu oldukça fazla görülmektedir. Tüketim bağımlısıdır. Real gerçeklik ile kurgusal gerçeklik arasında ayrım yapacak duruma sahip değiller. Bağımsız düşünemezler. Sürekli program sınırlı algılama, değerlendirme yapısına sahipleridir. Dolayısıyla “Cahil cesur olur” atasözünden hareketle hesapsız davranmaları ve yönlendirilmeleri ihtimal dahilindedir. Devletle karşı karşıya gelmeleri durumunda hepimizin kahrolacağı acı durumlar yaşayabiliriz.

Boğaziçi öğrencilerinin talepleri masummuş

Birisi çıkıp desin ki devletin cevabı ya da icraatı masum değil. Protesto yasal bir haktır. Eğer demokratik bir haksa protestolar, hakkınızı kullanın işinize dönün. Ama protestoyu zorbalığa döndürürseniz bu olay evrilir. Kimselere de fayda getirmez.

Talep neymiş? Boğaziçi’ne seçilmiş rektörler atanması gerekirmiş. Ancak böyle olursa demokratik olunurmuş. Yerinde demokrasi ve temsili demokrasi diye bir şey vardır. O halde Kayserililer vali atandığı da hoşuna gitmezse, Kayserili olmazsa, geçmişinde mantı yememişse valiyi reddetsinler. Valimizi biz seçeriz desinler. O halde temsili demokrasi olmayacaksa meclisi de kapatalım. Diğer kurum ve kuruluşları da. Bu milletin %53 oyunu alan bir Cumhurbaşkanı temsili demokraside atamaları demokratik bir eylemdir. Dolayısıyla talepler demokratik değildir.

O halde Boğaziçi olayı nedir?

ABD eski başkanı Trump’ın iddiasına göre seçimlere hile katarak, darbe yapıldı. ABD başkanı değiştirildi. ABD’de darbe siyaset, sosyal medya ve bürokrasi üçlüsüyle yapıldı. Rusya’da Putin’i devirmek için eylemler başlatıldı. Almanya’da -hale ABD işgalindedir – doğal yoldan iktidar değişimi yapıldı. Zamanını bekliyor. Fransa’da aynı şekilde sarı yelkenlilerle değişim gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Türkiye’deki değişimi de Boğaziçi ile yapmayı öngörüyorlar.

Batı Türkiye’yi okuyor da biraz ilkokul kaçkını gibi okuyor. Robert koleji kökenli, bir üniversiteyle amacına ulaşamazsın. Devlet milletle el ele bu işi tere yağdan kıl çeker gibi halleder.

Öğrencilere çağrım:

1. LGBT’yi siz savunmayın. Üniversitenin sorunlarına hukuki ve ahlaki konular olan LGBT ile üniversitenizi ilişkilendirmeyiniz.

2. Protesto etme fikrinize saygı duyuyoruz. Fikrinizi duyduk. Eğitim ve öğretiminize dönün.

3. Okulunuzu terör örgütlerinin mekanı haline getirmeyin. Destek veriyorlar diye sizi kullanmalarına izin vermeyin. Size verdikleri desteğin bedelini canınızı isteyerek ödettirirler.

4. Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine uyum yasaları geldikçe bu sorunlar daha kolay çözülür. Sabırlı olun.

5. Bir an önce kendinizi, vatanını seven milletine bağlı aklı başında gençler olarak yetişip nesil zincirinde yerinizi alınız. Sizi seviyoruz.

Devamını Oku

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal